Türkiye'nin talebi üzerine Irak'ın başkenti Bağdat'ta tutuklu bulunan 10 Türkiye vatandaşı, Ankara'ya iade edilmeyi talep ediyor. Kötü cezaevi koşullarında, 50 kişilik koğuşlarda kaldıklarını belirten tutuklular, Irak mahkemelerinin iade kararına rağmen siyasi gerekçelerle rehin tutulduklarını ifade ediyor.
Türkiye'nin Interpol aracılığıyla yaptığı talep üzerine Irak ve Kürdistan Bölgesi'nde gözaltına alınarak Bağdat'taki Melaab Polis Merkezi'ne konulan 10 Türkiye vatandaşı, iade süreçlerinin tamamlanmasını istiyor.
Bağdat'taki tutuklular, kaldıkları cezaevinin görüntülerini ve durumlarını anlatan bir mektubu Rûdaw'a ulaştırdı.
Çok kötü şartlar altında yaşam mücadelesi verdiklerini ve 50'den fazla kişinin tek bir odada tutulduğunu belirten tutuklular; Cemal Doğan, Eser Nergiz, Müslüm Kırmızı, Süleyman Sürmeli, Fuat Koçak, Celalettin Şeker, Mehmet Fırat Yılmaz, Muhiyettin Kılıç, Azad İrfan Durak ve Muhammed Mustafa Yavuz, Irak'ın kendilerini Türkiye'ye iade etmesi için çağrıda bulunuyor.
Aralarında siyasi tutuklu bulunmayan gruptaki bazı isimler, Türkiye'de çıkarılan yasalar kapsamında cezalarının kalmamasına rağmen yıllardır Irak'ta alıkonulduklarına dikkat çekiyor. Grupta, 7 yılı aşkın süredir iade edilmeyi bekleyen kişilerin de bulunduğu öğrenildi.
Tutuklular gönderdikleri mesajda, "Irak mahkemeleri, iade edilmemiz yönünde karar verdi. Ancak Irak Hükümeti, siyasi sorunlar nedeniyle bizi iade etmiyor." ifadelerini kullandı.
"Oğlum kalp hastası, acilen ameliyat olmalı"
Tutuklulardan Celalettin Şeker'in annesi Selma Şeker, Rûdaw'a yaptığı açıklamada oğlunun ciddi kalp rahatsızlıkları bulunduğunu ve acilen ameliyat edilmesi gerektiğini söyledi.
Oğlunun Türkiye'ye iade edilmesi halinde yatacak cezasının kalmadığını ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılacağını vurgulayan Şeker, sürece ilişkin şunları anlattı:
"Yerel mahkemeler Türkiye'ye iade kararı verdi. Türkiye'nin ilgili kurumları, Irak ile yapılan anlaşmalar çerçevesinde oğlumun iadesi için tüm girişimlerde bulundu. Ancak Irak kurumları, yargısı, Yüksek Mahkemesi ve Adalet Bakanlığı onu iade etmemekte direniyor. Oğlum kalp hastası ve durumu giderek ağırlaştı. Üç stenti var ve iki ana damarı tıkalı. Acilen açık kalp ameliyatı olması gerekiyor. Aylardır bu mücadeleyi veriyoruz, artık tükendik. Lütfen Irak makamları sesimizi duysun."
Oğlunun herhangi bir terör suçuna karışmadığının altını çizen anne, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu insanlar terörist değil. Oğlum terör suçu işlemedi, Türkiye'de yatacak cezası da kalmadı. Hastalığı çok kritik bir evrede. Bu insanı orada tutarak ellerine ne geçiyor? Bu yapılanlar insan haklarına, Interpol kurallarına ve uluslararası sözleşmelere tamamen aykırıdır. Neden oğlumu ve onun gibileri orada tutuyorsunuz? Üstelik yaşam koşulları çok kötü. Doğru dürüst yemek yok, hava almayan ve yürüyüş alanı bulunmayan kapalı bir yerde adeta rehin gibi tutuluyorlar."















