Suçlu Kim?

Geçtiğimiz hafta İstanbul Çekmeköy'de bir lisede yaşanan olay hepimizi derinden üzdü. Henüz 17 yaşındaki bir öğrenci öğretmeniı Fatma Nur Çelik'i okulda bıçakla öldürüyor.

Geçtiğimiz hafta İstanbul Çekmeköy’de bir lisede yaşanan olay hepimizi derinden üzdü. Henüz 17 yaşındaki bir öğrenci öğretmeniı Fatma Nur Çelik’i okulda bıçakla öldürüyor.

Sorumuz şu; Suçlu kim?

Konuya ilişkin olarak AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin diyor ki;

“Bu kadar erken yaşta neden suç işleniyor? Anne-babanın çok büyük bir ihmali olduğunu düşünüyorum. Anne-babayla alakalı olarak da özellikle hukuki bir işlem yapılması gerektiğini düşünüyorum.”

Bize göre hanımefendi konuya eksik yaklaşıyor. Olayı sadece aileye yüklemekle yetiniyor. Bu çok yanlıştır. Hanımefendiye hatırlatmak isteriz ki; evet aile faktörü önemlidir. Çocuk ilk değer yargılarını aileden alır. Aile toplumun temel taşıdır. Ancak uygulanan hatalı ekonomik politikalarla aile bitmiş durumda. Sağlıklı bir aile yapısı yok. Ailelerin barınma, gıda, gelecek kaygısı var. Aileler çocuklarına bakamıyor, harçlık veremiyor, giydiremiyor. Geçimsizlik, kavga, boşanma had safhada. Bunun tek müsebbibi mensubu olduğu iktidardır.

Ailenin yanı sıra eğitim sisteminin, öğretmenlerin, yönetenlerin, siyasilerin hiç mi suçu yok? TV de gösterilen şiddet dizileri, uyuşturucu ve kumar özentisi, ülkemize getirilen Suriye ve Afganlı mültecilerin menfi etkisi ve gençliği ihmal politikası gibi daha birçok nedenleri göz ardı edemeyiz.

Eğitim dedik. Eğitim üzerinde önemle durmalıyız. Zira eğitim toplum hayatının her safhasının temelini teşkil eden insan unsurunu yetiştirmektedir. Okular bilim yuvasıdır. Eğitim ve öğretimin verildiği, çocukların yoğrulduğu şekillendirildiği yerdir. Bu çocuk neden bıçakla okula geliyor? Neden öğretmenine arkadaşlarına saldırıyor? Japonya’da bir çocuk suç işlediği zaman yetkililer “acaba sorun eğitimde mi?” diye sistemi baştan aşağı sorgulamaktadır. Ya bizimkiler? Okulun teneffüs zilini “ilahi” şekline çevirmekle meşguller.

Okullarda verilen gayri milli eğitim sayesinde geleceğimizin teminatı olan gençlik kendi öz değerlerinden, milli şuurdan, İslam ahlak ve faziletlerinden hızla uzaklaşmaktadır. Erkek olsun kız olsun sinemada, kahve köşelerinde, diskoda, moda denilen yuva yıkıcı rezaletin peşinde sürüklenmektedir. Başıboş sorumsuzca yetişen nesil içki, kumar, uyuşturucu bataklığına yuvarlanmaktadır.

Gençliği ihmal ettiğiniz içindir ki şu an karşımızda idealsiz, ülküsüz yaşayan bir gençlik var. Düne küskün gelecekten ümitsiz bir gençlik var. Devletine, milletine düşman olmuş, askerine, polisine, müdafaasız masum halkına kurşun sıkan, öğretmenini bıçakla öldürecek kadar canileşmiş terörist bir gençlik var.

Bilinmelidir ki; gençlik çağı ihmale gelmez. Zira bu çağ zeka ve kuvvetin bulunduğu hem verimli hem de tehlikeli bir çağdır. Gençliğin bu çağını faydalı yönden işleyemediğimiz sürece geleceğimizi teminat altına almış sayılmayız. Unutmayalım ki; gençlik milletimizin ruhudur, canıdır, düşünen kafasıdır. Gençliğin ruhunu işlenmemiş tarlaya benzetebiliriz. Kendi haline bırakıldığında orada ısırganlar dikenli otlar biter. Nitekim bunun acı örneklerine tanık olmaktayız.