Urfa'daki platformdan mültecilere yönelik şiddet olaylarına tepki!
Urfa Emek ve Demokrasi Platformu tarafından, Kayseri'de başlayan ve Türkiye'deki bazı il ve ilçelere de yayılan Suriyeli mültecilere yönelik yapılan saldırı ve protestolara tepki gösterilerek bir basın açıklaması yapıldı.
Kayseri’de Suriye uyruklu olduğu açıklanan bir kişi, küçük yaştaki bir kız çocuğunu taciz ettiği iddiasıyla tutuklandı. İddia sonrasında Pazar gecesi Kayseri'de başlayan şiddet olayları farklı kentlere sıçradı. Kayseri'de kalabalık gruplar belli noktalarda toplanarak Suriyelilere ait olduğu belirtilen işyerlerine ve araçlara hasar vermişti.
Türkiye'deki bazı il ve ilçelerde sıçrayan bu olaylara ilişkin Urfa Emek ve Demokrasi Platformu tarafından, tepki gösterilerek bir basın açıklaması yapıldı.
Platform tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
"Son günlerde Kayseri'de başlayan, Türkiye’nin çeşitli illerine yayılan ayrımcı ve ırkçı toplu saldırıları kaygıyla izlemekteyiz.
Suriyeli mültecilere yönelik günlerdir devam eden ve giderek artan linç, saldırı ve şiddet olayları bir pogroma dönüşme riski taşımaktadır. Kayseri’de çocuk istismarı suçlusu üzerinden bütün Suriyelileri hedefe koyup linç çağrısı, mahalle baskınları, ev araba yakmalar gibi insanlık suçları işlenmiştir. Bunu takiben Antalya’nın Serik ilçesinde işçileştirilen Suriyeli çocuk iş çıkışı ırkçı bir grubun saldırısına uğramış ve maalesef yaşamını yitirmiştir.
Mülteci ve göçmenler savaşlardan, yoksulluktan, yaşamlarını tehdit eden tehlikelerden kaçmak, yalnızca yaşama tutunmak amacıyla bulunduğu yeri terk etmek zorunda kalan insanlardır. Mültecilik bir neden değil acı bir sonuçtur. Terk etmek zorunda kaldıkları yerlerde yaşadıkları travmanın dışında da geldikleri yerlerde yaşamış oldukları her türlü zulüm kendini sürekli tekrar eden bir travmaya dönüşmekte; emekleri sömürülmekte, kötü yaşam koşullarının olduğu yerlerde yaşamaya zorlanmakta, hakları ihlal edilmekte, şiddet görmekte ve yaşamlarını kaybetmektedirler.
Toplumun en alt tabakasına itilen ,hor görülüp aşağılanan, sömürülen mültecilere ve işçileştirilen mülteci çocuklara yapılan saldırıları lanetliyoruz. İktidarın Suriye ye dönük politikalarının da son yaşananlarla bağlantılı olduğunu düşünüyoruz. Siyasetçilerin araçsallaştırıcı, ırkçı ve ayrımcı söylemleri terk ederek öncelikle mültecilerin yaşam güvenliğini sağlamak ve devamında insani olarak yaşam koşullarını düzenlemek, insani bir göç ve mülteci politikasını geliştirmek gibi zorunlulukları vardır. Siyasetçiler hitap etmiş oldukları kitlelere karşı, mültecileri sorunların kaynağı olarak gösteren, provoke edici ve linçe açık hale getiren söylemleri derhal terk etmelidirler.
Yaşamı ve yaşatmayı savunan kurumlar olarak tüm vatandaşlarımızın ve mültecilerin insan onuruna yaraşır bir yaşamı sürdürme hakkına sahip olduğunu hatırlatır, sığınmanın bir hak olduğunu belirtmek isteriz. Bu konuda devletin, Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası mevzuatların gereklerini yerine getirmesi, başta yaşam hakkı olmak üzere insan haklarının korunması konusunda müşterek sorumluluklarını yerine getirmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra toplumsal hayat içerisinde bir arada yaşayabilmeyi sağlamanın da yöneticilerin görevi olduğunu ve ne yazık ki bugüne kadar bu görevin ciddi şekilde ihmal edildiğini hatırlatmak isteriz.
Kötü yönetimin sebep olduğu aynı sorunlardan zarar gören vatandaşlarımızla mültecileri karşı karşıya getirmekten özenle kaçınılmalıdır. Bu konuda kamuoyunu sağduyulu olmaya; farklılıklarımızla, yeni gelenlerle birlikte onurlu ve özgür bir yaşamı savunmak için ses vermeye çağırıyoruz.
Şiddeti tetikleyen tüm ırkçı söylemlere karşı tüm toplumu yaşam hakkını savunmaya ve yaşanılan ayrımcı ve ırkçı saldırılar karşısında olmaya çağırıyoruz."